Quantcast

ABD’de Genetiği Değiştirilmiş Buğday Skandalı

45newGenetiği değiştirilmiş buğday skandalı Nisan 2013’de ABD’nin Oregon eyaletinde bir çiftçinin tarlasını yeni ekime hazırlarken, yabani ot ilacı (herbisit) uygulaması ve bazı bitkilerin ölmediğini görmesiyle başladı. Sıkılan kimyasal ilaç Monsanto’nun Roundup herbisitiydi (bkz. Bir GDO devinin DNA’sı: Monsanto).

Kısaca hatırlamak gerekirse, Roundup ana maddesi glifosat olan ve Monsanto tarafından 1973’te piyasaya sürülen bir kimyasal yabani ot ilacı (herbisit). Roundup, Monsanto’nun 1980’lerde satmaya başladığı ve şu anda dünyadaki GDO’lu tohumların %80’inden fazlasını oluşturan GDO’lu tohumlarla birlikte kullanılması şart olan bir kimyasal ilaç. Monsanto’nun GDO’lu “Roundup Ready” tohumları, genetik yapılarıyla oynanmış ve Roundup ve ana maddesi glifosata dayanıklı tohumlardır. Yani, bu GDO’lu tohumların ekildiği tarlaya Roundup ilacı sıkıldığında, tüm otlar ölmekte ancak bu GDO’lu bitkiler etkilenmemekte.

Oregon’a geri dönersek, Roundup uygulamasından ölmeyen buğdaylar olduğunu gören çiftçi, bunların GDO’lu olabileceğinden kuşkulanıp, Oregon Üniversitesi’ne analiz ettirmek üzere numune yolluyor. Oregon Üniversitesi ve iki laboratuar daha bu buğdayları analiz edip, bunların glifosata dayanıklı gen içerdiklerini belirliyor. Yani, bunların “Roundup Ready” tabir edilen GD buğday olduklarını belirliyor. Ardından Üniversite 3 Mayıs 20013’te bu numuneleri ABD Tarım Bakanlığı’na (USDA) yolluyor.

Numunelerin 3 Mayıs 2013’te eline geçmesine rağmen, ABD Tarım Bakanlığı bu buğdayın Monsanto’ya ait patentli MON71800 olduğunu 29 Mayıs 2013’te açıkladı. Burada zamanlama da çok ilginç zira bu açıklamadan 4 gün önce, yani 25 Mayıs 2013, “Dünya Monsanto’ya Karşı Yürüyüş” günüydü. Reuters’ın açıklamasına göre, 52 ülke ve 436 şehirde milyonlarca insan Monsanto’ya karşı yürüyüş ve gösteriler düzenledi (İstanbul’da organizasyonu Slow Food / Fikir Sahibi Damaklar üstlendi).

ABD Tarım Bakanlığı tarafından kimliği yani patentli adı da tespit edilen bu GD buğdayın ne olduğuna bir bakalım. İlk günlerde bu olay üzerine soruşturma başlatan ABD Tarım Bakanlığı, Monsanto’nun açıklamaları ve basında yer alan haberler, MON71800’ün Monsanto tarafından geliştirilen ve 1998-2005 yılları arasında ABD’de Oregon dahil 16 eyalette yüzlerce tarlada deneysel olarak ekimi yapılmış bir GD buğday olduğunu yönündeydi. 2004-2005’te, Monsanto ABD ve Kanada’ya bu GD buğdayı üretmek ve satmak için yaptığı başvuruyu Greenpeace Kanada, küresel tüketici ve çiftçilerin ısrarları üzerine geri çekmek zorunda kalmıştı. Monsanto ve ABD Tarım Bakanlığı bu deneysel tarlaların o tarihlerde temizlenip, tohumların ise imha edilmiş olduğunu açıkladı. (Oregon’da en son deneysel tarla ekimi 2001 yılında yapılmış).

İmha edildikten bu kadar yıl sonra bu yasal olmayan GD buğday nasıl birden tekrar ortaya çıkıverdi, Oregon’da bulunduysa diğer ekimi yapılan eyaletlerde de var mı, ve tüketilen ve ithal edilen geleneksel buğday tohumuna bulaşmış mıdır soruları sorulmaya başlandı. Unutmayalım, ABD dünyanın en büyük buğday ithalatçısı ve dünyanın en büyük dördüncü üreticisi.

İlk aşamada Oregon bölgesinden buğday ithal eden Japonya, Güney Kore ve Tayvan buğday alımlarını durdurdular. Japonya, buğdayının %90’ını ithal ediyor. Bu yaklaşık 5 milyon tonun, 3 milyon tonunu ABD’den alıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu 27 ülkesine (ABD’nin Oregon bölgesinden alım yapmamasına rağmen) ABD’den ithal ettikleri buğdayları test etmelerini önerdi. AB, ABD’den yılda 1 milyon tondan fazla buğday ithal ediyor. Her ne kadar Oregon bölgesinden satın almasa da, bu 1 milyon tonun %80’i MON71800 gibi beyaz yumuşak buğday. Dolayısıyla ABD’nin başka eyaletlerinde de GD buğday olması ihtimali AB için çok korkutucu bir senaryo. AB, ayrıca ABD Tarım Bakanlığı’ndan bir hızlı test kiti geliştirmesini talep etti. (ABD Tarım Bakanlığı bu kiti Monsanto ile birlikte geliştiriyor!).

monsanto logoFakat skandal bu kadarıyla kalmadı, iki önemli gelişme daha yaşandı. İlki, Monsanto’nun şu anda ABD’de, başka GD buğday türleriyle yaptığı 15 deneysel tarla ekimi olduğu ortaya çıktı: ABD Tarım Bakanlığı bilgilerine göre, 2012’de Hawaii’de toplam 61 hektar, 2013’de ise Kuzey Dakota’da yaklaşık 121 hektarlık. Dolayısyla, Monsanto beyan ettiği gibi GD buğday’ın peşini bırakmamış. İkinci önemli haber ise, Reuters’dan geldi: Oregon’da bulunan ve en geç 2005’de imha edildiği söylenen MON71800 GD buğday tohumlarının Colorado eyaletinde devlete ait bir depoda 2011’e kadar muhafaza edilmiş. Monsanto’nun bir kez daha gerçekleri gizlediği ortaya çıktı.

Şu andaki durumu özetlemek gerekirse, Monsanto’ya göre Oregon’da bulunan GD buğday çevreciler ve anti-GDO’cular tarafından yapılan bir sabotaj! ABD Tarım Bakanlığı soruşturmaya devam ettiğini, Monsanto’nun suçlu bulunduğu takdirde 1 milyon dolara kadar bir ceza verebileceğini, ve Oregon’daki bir tarla haricinde başka hiçbir tarla ve eyalette ve piyasadaki ürünlerde bu GD buğdayın olmadığını beyan ediyor. Ancak Monsanto ve ABD Tarım Bakanlığı ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) arasındaki kuvvetli bağlar, “döner kapı” ve işbirliği tüm dünya tarafından bilindiği için, hiçbir soruşturma ve açıklama GD buğday tüketmek istemeyen hiçbir bireyi ve hiçbir ülkeyi ikna etmekte yeterli olmuyor.

Üzerinde durmamız gereken en önemli noktalar:

  • Genetiği değiştirilmiş hiçbir buğdayın, (aynı GD pirinçler gibi) dünyada üretimi, tüketimi ve satışı onaylanmamıştır, yasal değildir.

 

  • Onaylanmamış ve yasal olmayan GDO’lu tohumlarla yapılan deneysel tarla ekimleri, Türkiye’deki pirinç skandalı için de yazdığım gibi, çoğu zaman halkın bilgisi dışında birçok ülkede sürdürülmekte. Ve bu deneysel tarla denemeleri, ve hatta tüm GDO’lu tarla ekimleri sırasında GDO’lu tohumlar geleneksel tohumlara bulaşmakta.

 

  • Bulaşıklık (kontaminasyon) sadece tarlalardan değil, nakliyat ve depolama sırasında da meydana gelmekte. Bu kontaminasyonun önüne geçmek ise birçok kez gördüğümüz ve görmeye devam ettiğimiz gibi imkansız.

 

  • Türkiye’nin de hayvan yemi amaçlı 16 GDO’lu mısır ve 3 GDO’lu soya çeşidini ithal etmekte, bunların geleneksel insan tüketimi amaçlı gıda ve tohumlara bulaşıp bulaşmadığı belirsiz. Yakın zamanda ABD’den ithal ettiğimiz pirincin GDO’lu çıkması üzerine CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur’un konuyla ilgili yazılı soru önergesine 24 Haziran 20013 tarihli cevabında,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in “GDO’lu soyadan bulaşmış” olma ihtimalinin üzerinde durması da kontaminasyonun önüne geçilemediğini göstermekte.

Türkiye’de GD buğday konusuna bir sonraki yazımda değineceğim.

29 Haziran 2013’te İMC TV’de Defne Koryürek’in “Ne yiyorsak Oyuz” programında ABD’deki GD buğday, Türkiye’deki GD pirinç ve Meksika’daki GD Mısır konularına ele aldığımız programı seyretmek için

aysebereket.wordpress.com

Twitter: https://twitter.com/aysebereket

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.